Cilt Mikrobiyomu ve Cilt Rahatsızlıkları ile Bağlantısı

Cilt Mikrobiyomu Nedir ve Dermatolojik Cilt Rahatsızlıkları ile
Bağlantısı Nedir?
Cildimiz,
düşündüğümüzden çok daha kalabalık bir yaşam alanıdır. Her bir santimetrekarede
milyonlarca mikroorganizma bulunur ve bu görünmeyen dünya, “cilt mikrobiyomu”
olarak adlandırılır. Mikrobiyom; mikroorganizmalar ve mikroorganizmaların gen
ve ürünleri ile çevreyle etkileşimleri, işlevsel çıktılarının tümünü kapsayan
dinamik bir ekosistemdir.
Son yıllarda yapılan
araştırmalar, bu mikro dünyanın cildimizin sağlığı için ne kadar önemli
olduğunu ortaya koyuyor. Artık biliyoruz ki mikrobiyom yalnızca pasif bir
misafir değil; cildi koruyan, bağışıklığı şekillendiren, hatta bazı
dermatolojik hastalıkların oluşumunda belirleyici rol oynayan aktif bir
yapıdır.
Cilt Mikrobiyomu Neden Bu Kadar Önemli?
Mikrobiyomu,
cildimizin doğal bir zırhı gibi düşünebiliriz. Yararlı mikroorganizmalar,
zararlı bakterilerin yerleşmesini engeller, cildin pH dengesini korur ve
çevresel faktörlere karşı bağışıklık savunmasına katkıda bulunur. Üstelik
mikrobiyom yapısı herkeste benzersizdir. Yaşımız, genetiğimiz, hormonlarımız,
yaşadığımız çevre ve kullandığımız cilt bakım ürünleri, bu ekosistemin şeklini
belirler.
Ancak bu hassas
denge çok kolay bozulabilir. Aşırı cilt temizliği, yanlış kozmetik kullanımı,
cilde uygun olmayan ürün seçimi, stres, hava kirliliği, hormon değişiklikleri
ve hatta en önemli konulardan biri olan beslenme mikrobiyomun ritmini bozabilir
ve “disbiyozis” adı verilen durum ortaya çıkar. Bu da cildin savunma hattını
zayıflatır ve birçok dermatolojik sorunun kapısını aralar.
Mikrobiyom Dengesizliği Hangi Cilt Problemlerine Yol Açabilir?
1. Atopik Dermatit (Egzama)
Egzama, mikrobiyomla
ilişkisi en net bilinen cilt hastalıklarından biridir. Araştırmalar, atopik
dermatitli kişilerin cildinde bakteri çeşitliliğinin belirgin şekilde
azaldığını gösteriyor. Bu ortamda özellikle Staphylococcus aureus adlı bakteri
hızla çoğalabiliyor ve bu artış hastalığın alevlenmesini tetikleyebiliyor.
2. Akne
Aknenin tek sebebi
bakteriler olmasa da, mikrobiyom dengesindeki değişiklikler bu süreci
etkiliyor. Ciltte doğal olarak bulunan Cutibacterium acnes bakterisinin bazı
alt türleri inflamasyona daha yatkındır. Mikrobiyom bozulduğunda bu türlerin
baskın hâle gelmesi sivilceleri artırabilir.
3. Seboreik Dermatit ve Kepek
Saçlı derideki
mikrobiyom da en az yüz cildi kadar hassastır. Seboreik dermatitin ve kepeğin
oluşumunda Malassezia mantarının dengesiz çoğalması önemli bir faktördür. Bu
mantar cildin yağından beslenir; yağ dengesinin ve mikrobiyomun bozulması
inflamasyona yol açabilir.
4. Rozasea
Rozasea hastalarında
yapılan incelemelerde mikrobiyom yapısında belirli değişiklikler bulunmuştur.
Ayrıca ciltte doğal olarak yaşayan Demodex akarlarının aşırı artışı da rozasea
belirtileriyle ilişkilidir. Mikrobiyom dengesi bozulduğunda bu akarların sayısı
kontrolsüz bir şekilde yükselebilir.
5. Psoriasis (Sedef Hastalığı)
Son araştırmalar
cilt hastalıkları ile bağırsak mikrobiyomu arasındaki bağlantının
düşündüğümüzden çok daha güçlü olduğunu gösteriyor. Sedef hastalığında hem
bağırsak hem de cilt mikrobiyomunda bazı dengesizlikler saptanmış durumda. Bazı
probiyotik türlerinin iltihabi süreçleri azaltmaya yardımcı olabileceği yönünde
bulgular mevcut.
Cilt Mikrobiyomunu Desteklemek İçin Neler Yapılabilir?
Mikrobiyomu korumak,
cildi dış dünyaya karşı daha dayanıklı hâle getirir. Bunu sağlamak için:
•
Aşırı sert ve kurutucu temizleyicilerden kaçınmak,
•
Cildi gereksiz yere sık sık yıkamamak,
•
pH dengeli ürünleri tercih etmek,
•
Cildi düzenli olarak nemlendirmek,
•
Prebiyotik ve probiyotik cilt bakım ürünlerini bakım rutinlerinde
değerlendirmek